Azerbaycan'daki Eğitimle Türkiye'deki Eğitimin Farkları

Ve nihayet Türkiye'deki eğitimimin ilk senesini bitirmiş bulunarak, artık 2 ülkenin veya 2 okulun farklarını çok daha iyi görüyorum. (Bilmeyenler için; Azerbaycan'da hazırlık, 1 ve 2. sınıfı okuduktan sonra, Türkiye'ye yatay geçiş yaparak 3. sınıfı Türkiye'de bitirdiğimi belirtmek isterim.) Her şeyden önce bu sene benim için hem olumlu hem olumsuz birçok sürprizle geçti. Henüz okulun yeni başladığı Eylül ayında, karşılaşacağım farklılıkların tahmin ettiğimden çok daha fazla olduğunu anladım. 2 ülkenin eğitimi arasında; eğitim sisteminden başta olmak üzere, derslerin işleniş şekli, hocaların öğrencilerle ilişkisi, sınav sistemi, derslere çalışma şekli gibi birçok şey farklılık gösteriyor. Şimdi ilk olarak eğitim sisteminden başlayayım.




Azerbaycan Tıp Üniversitesi'ndeki eğitim sisteminde, her ders birbirinden bağımsız işleniyor. Dönem içerisindeki derslerin konuları da birbirinden tamamen farklı şekilde oluyor ve her dersin kendi sınavları oluyor. Yani tıpkı, Türkiye'deki tıp dışında kalan fakültelerde olduğu gibi her dersten ayrı bir puanlamaya tabi tutuluyorsunuz ve her dersi geçmeniz veya kalmanız gibi ayrı ihtimaller oluyor. Sınıfı geçiyorsunuz ancak geçemediğiniz dersleri gelecek sene tekrar alıyorsunuz. Bununla birlikte her dersin müfredatı farklı şekilde ilerliyor. Aynı anda Fizyoloji'den Solunum Sistemi'ni görürken, Histoloji'den Endokrin Sistemi görebiliyorsunuz. Bu sebeplerin hepsini göz önünde bulundurursak, dersler birbirinden tamamen bağımsız hâle geliyor.


Türkiye'deki tıp fakültelerinde ise dersler entegre sistemle anlatılıyor, yani bildiğiniz üzere komite sistemi. Bundan dolayı da eğer siz Solunum Sistemi komitesindeyseniz, herhangi bir dersten başka bir sistemi görmüyorsunuz. Tüm derslerde entegre bir şekilde Solunum Sistemi anlatılıyor. Komitenin sonunda gireceğiniz sınavda da her dersin ağırlığına göre soru sayısı olacak şekilde, tek bir sınava giriyorsunuz. Bizdeki sınav 100 soru 100 dakika ve çoktan seçmeli olarak yapılıyor. Sanırım çoğu fakülte de bu şekilde yapıyordur. Bu şekilde de tüm dersler 3 seneye yayılmış şekilde oluyor. Örneğin Azerbaycan'da Biyokimya 2. sınıfta alınır ve biter. Ancak burada 3 senedeki komitelere de yayılmış bir şekilde işleniyor.


Eğitim sistemlerinin farkından bahsettikten sonra derslerin işlenme şekline geçersek, maalesef bu kısma olumsuz bir şekilde başlayacağım :) Arkadaşlar ben doktor olacağımı ilk kez Türkiye'ye geçince hissettim. Çünkü, Azerbaycan'daki öğrenci-hoca ilişkisi sanki lise okuyor gibi hissettirirken; Türkiye'de hocalarla öğrenciler arasında birazcık da olsa meslektaş ilişkisinin olduğunu gördüm. Azerbaycan'daki hocalar çok gereksiz bir şekilde disiplin uygulamaya çalışıyordu. (Buna Sovyet döneminin etkisi gözüyle bakılıyor) Derse gelmediğin için kızan, sorusuna cevap veremediğin için azarlayan hocalarla muhattap olmuştum. Türkiye'de hangi hoca, sen devamsızlık hakkını kullanarak birkaç dersine girmedin diye kızar? Farkında bile olmaz. Tabi bunda Azerbaycan'da sınıfların 15'er kişilik şekilde olmasının da payı var. Bunlara ek olarak da Türkiye'deki eğitimde hocalar dersi anlatırken daima kliniğe atıfta bulunuyor. "Klinikte bu çok karşınıza çıkacak" şeklinde cümle kurmaları bile dersi çok keyifli hâle getiriyor. Ben Azerbaycan'dayken Biyokimya dersinin tamamını bitirmiştik ve Mikrobiyoloji'nin de yarısını bitirmiştik. Ancak ben böylesine önemli derslerde, bir tane hastalıktan bahsedildiğini görmedim. Biyokimya'da bir tane patolojik bulguya değinilmedi. Ben bu dersleri alırken Lise'de Biyoloji alır gibi hissettim hep. Yanlış anlaşılmasın, derslerin kolay olduğunu söylemiyorum. Ancak gereksiz detaylarda boğulurken, asıl gerekli olanların es geçildiğini düşünüyorum.


Derslerden bu şekilde bahsettikten sonra, yine çok önemli bir konuya gelmek istiyorum. O da sınav sistemi. Arkadaşlar her şeyden önce Türkiye'deki tıp fakültelerinde sınıfta kalmak diye bir gerçek var. Entegre eğitim sisteminden dolayı, herhangi bir dersten kalma gibi bir durum yok, seneyi komple tekrar etmek durumunda kalıyorsunuz. Not ortalamanızın %60'ını komiteler, %40'ını final sınavı etkiliyor. Sınıfı geçmek için not ortalamanız 60 olmalı ve final sınavından da en az 50 almalısınız. Tabi bu sistem benim üniversitemin sistemi, bazı üniversitelerde farklılık olacaktır ancak geneli buna benzer bir sistem uyguluyor.


Eğitim kalitesi açısından ise iki ülkenin de kendine göre eksileri ve artıları var. Türkiye'de hocalarımızın büyük bir kısmı derslerde slaytı okuyup geçti. Nadiren çok güzel anlatan hocalarımız oldu. O hocalara da çok büyük minnet duyuyorum. Ama iki ülkede de her şey öğrencinin kendisine bağlı gibi görünüyor. 

Son olarak söylemek isteyeceğim şey ise, Türkiye'de medikal dilin derslerde çok yoğun kullanılması. Yani latince terim çok fazla. Olması gereken de bu zaten. Ancak Azerbaycan'da terimleri bile çoğunlukla Azerice olarak öğreniyorduk. Bu sebeple sene başında adapte olmakta çok zorlandığım derslerimi bir şekilde senenin sonuna erdirerek, 3. sınıfı da bu şekilde kapatmış bulunuyorum. Alışmam zaman aldı ama alıştım, çok zorlandım ama bitti. Ek olarak da belirtmek isterim ki Azerbaycan'ı tercih ettiğim için hiçbir zaman pişman olmadım. Çünkü hayalim olan fakülteyi okumama vesile oldu :)

Bloga meşguliyetim sebebiyle ara vermiştim, artık yeniden ilgilenmek istiyorum. Geçen sene Azerbaycan'ı kazanan arkadaşlarımızdan, "1. sınıf derslerine nasıl çalışmalıyız?" şeklinde sorular gelmeye başladı. İlerleyen günlerde bu konu başta olmak üzere, yeni birçok şeyden elimden geldiğince bahsetmek istiyorum.
Devamını Oku »

9 yorum:

Sorularınıza en kısa zamanda cevap verilecektir :)